Ege kıyısında geçen bir tatil, çoğu zaman gidilen yerin adıyla değil, orada geçen bir günün ritmiyle hatırlanır. Sabah serinliğinde açılan bir kepenk, kahvaltıda önünüze konan ve adını ilk kez duyduğunuz bir ot, öğle sıcağında bütün kasabayı yutan sessizlik, akşamüstü suya inen o ilk rüzgâr. Kıyı Defteri tam olarak bunları not ediyor: mekânın kendisini değil, orada nasıl gezileceğini.
Bu yüzden burada fiyat listesi, yıldız sayısı ya da “gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırın” cümlesi bulamazsınız. Bulacağınız şey daha sade: bir yaz kıyıda nasıl yavaşlar, küçük bir pansiyonun avlusunda hayat nasıl kurulur, balıkçı lokantasının iyi olduğu nereden anlaşılır, eylül ayında deniz hâlâ ılık mıdır.
Kıyı yazının yarısı gündüzde, yarısı akşamda geçer. Sahilden dönülen saatte avlu kurulur, çay tazelenir, televizyon açılır; Türkiye’de bir yaz akşamının uzun yıllar değişmeyen sırası budur. Show TV’nin 2011-2013 arasında üç yaz boyunca yayımladığı Wipeout Türkiye gibi programların neden tam bu saate yerleştirildiğini merak edenler için ayrıca tutulan bir yarışma rehberi var; bu defter avluda kalmayı, ekranı oraya bırakmayı tercih ediyor.
Defterin üç bölümü
Yazıları üç ana başlık altında topluyoruz. Her bölüm kendi içinde bir rehber gibi okunabilir, isterseniz baştan sona, isterseniz merak ettiğiniz tek sorudan girerek.