Ege mutfağını anlamak için tek bir kuralı bilmek yeter: burada yemek malzemeyle değil mevsimle yapılır. Şubatta yenen şeyle ağustosta yenen şeyin ortak yanı, ikisinin de o hafta toplanmış olmasıdır.
Bu bölümde kıyı sofrasını dört başlıkta ele alıyoruz. Birincisi mutfağın kendisi: otlar, zeytinyağlılar, deniz ürünleri ve bunların takvimi. İkincisi sabah: kıyıda kahvaltının neden ayrı bir kurum olduğu ve manzaranın fiyata ne kadar yansıdığı. Üçüncüsü seçim: bir balık lokantasının iyi olduğu nereden anlaşılır. Dördüncüsü pazar: eve ne götürülür, ne götürülmez.
Yazıların hiçbirinde lokanta adı, marka ya da yer adı geçmez. Bunun yerine ölçüt veriyoruz. Bir vitrindeki balığın tazeliğini anlamak, bir menünün turistik olup olmadığını görmek ya da bir kavanozun yolculuğa dayanıp dayanmayacağını kestirmek öğrenilebilir şeyler; hepsi de gittiğiniz her kıyıda işe yarar.
Bir de şu var: bu mutfağın en iyi hâli tabakta değil tezgâhtadır. Kıyıda bir haftalık tatilin en çok akılda kalan öğünü çoğu zaman lokantada değil, sabah pazardan alınan üç kalemle odada kurulan sofradır.
Bu bölümdeki yazılar
Dört yazı, bir günün akışına göre sıralandı: sabah kahvaltısından pazara, pazardan akşam sofrasına.